AŞK TARAFSIZDI (FATOŞ BALI)

2008-04-13 00:32:00

AŞK TARAFSIZDI   Avutulmamış çiğliklerinden Peyda olmuştu Amaçlarına ters düşen dehşetim. Ve yaşamadım Ahşap evler gibi sıkış sıkış Onlarla. Sütü kesilmişti çoklukların… Bu sefer keşfettiğim Yalnızlığıydı insanın.   Yaşamadığın bir sırada, Yaşamak adına verdiğin Bir molada Bir düş gördüm.   Asal renklerle harelenmişti Ödünç alınmış karşılaşmalarım. Ve bir kelimeyle Her şey en baştan başlıyordu. Kin tutmamıştım…   Ferah kokularla buharlaşan Bir derenin kenarında Durmuştum... Çünkü önce ayak izlerimi yıkamalıydım; Önyargıdan arınarak, Yolları yürümek için bir kez daha.   Notalara çarpa çarpa esen Rüzgarın kıvrımlarından, Ilık bir melodi sızıyordu damla damla Kulaklarıma. Sevinçli ve sakindim. Ve her şeyin başlangıcı aşktı… Biliyordum...   Gözlerim, Yedi renkli yansımasıydı aşkın. Aşk tarafsızdı Ve önceliği vardı…   Kılcal damarlarımda yollar açıyordum Gökyüzü genişliğinde. Gözlerimden yıldızlar sarkmıştı Ve ışıl ışıldı... Tuzlu bir Akdeniz iklimiydi gözlerim Nefes dolusu… Adım aşktı...    FATOŞ BALI   ... Devamı

KARA DELİK (FATOŞ BALI)

2008-04-09 04:20:00

  KARA DELİK   Atomun parçalanmasından çok uzun yıllar öncesine dayanır en güçlü bombanın yapımı. Birliğin unutturulması ile başladı her şey. Kümeler dolusu konuştuk fısır fısır, kümeler dolusu bombaydık. Sözde büyükler oldu dünyanın her yerinde; elleri kocaman. Avuçlarının içinde ezdiler benliklerimizi. Kimi dini sömürdü, kimi milli ruhu. Kimi barış aradı savaşarak, kimi siyah enerji kaynakları. Dünyayı salladı kiminin doğuştan gelen kini… Sözde büyüktüler evet; sesi alınmış, gözleri dağlanmış bir kalabalık büyüttüler. Büyük yalancı, büyük caniler, hak yiyen büyük dolandırıcılar, büyük zorbalar. Geleceği karartan büyükler…   Savaş için teknoloji, barış için teknoloji, yaşatmak ve öldürmek için teknolojiyi büyüttüler. Yapay ve gösterişli emzikler verildi ağzımıza; oyalanalım diye. Zehri damarlarımıza yavaş yavaş verdiler. Toprağı, suyu zehirlediler. Her geçen gün uyur gezer gibi merdivenin bir üst basamağına çıkartıldık. Yukarıdan uzanan teknolojinin elini tutmaya çalışıyorduk her seferinde; o bizden bir adım kaçıyorsa hemen atıyorduk bir sonraki adımı. Ve alışmak en kolay şey, unutarak bir önceki adımımızı alışıyorduk olduğumuz duruma. Uyandığımızda aşağıya çeviremiyorduk başımızı bile; ne cesaretimiz yeterdi bu uçuruma bakmaya, ne de alışkanlıklarımız vazgeçilir gibiydi.   Birçok şeyimizi kaybettik maalesef. Ama renkli renkli düşleri var her birimizin; kimimizinki yakamozun ışıltısında, kuşun kanadında kimimizin; kimimizinki yaprağın yeşiline susamış çiğ damlasında, denizin derinlerinde erimiş oksijenin tadında kimimizin; kimimizin kristal kar tanesinin  6 kolunda, bembeyaz bir sayfada kimimizin.   Evlerimiz var bulutların üzerinde; çıkıp dinlendiğimiz evlerimiz. Göğün maviliğinde yemyeşil düşlerimiz var; zeytin dalları değiyor pencerelerimize. Sınırlar yok. Sevilmek için değil, sevmek için seviyoruz canlıları… Tüylerini kabartıp silkelenen kuşlar var dallarda. Kanatlarındaki tüyleri tek tek havalandırıyo... Devamı

UNUTMAYA YETENEKSİZ OLAN ( FATOŞ BALI )

2008-04-07 02:55:00

  UNUTMAYA YETENEKSİZ OLAN   Unutmayı düşünürken onu, Yine Onu unutmayı düşündüğü için Onu düşünüyor olmayı Sürdürüyordu…   Sesinin yırtılan yerinde Canı eskimiş, Sarı, bronz yapraklar gibi Korunmasızdı…   Ve kanatana kadar kaşıyordu; Yüzünün sırılsıklam avlusunda Gözünün biriktirdiği Cisim artıklarını… Onu düşünüyor olmayı Sürdürüyordu…   Bilemezdi; Kimse bilemezdi Ve bilemezdi o da. Nasıl sıkışıp kaldığını Havasız, zamansız Bu dar alanda…   Kaşlarına giydiriyordu Tüm çaresizliğini. Ve kanıyordu iki çizgi; Unutmayı düşünürken onu Kanıyordu, Kaşlarının arasında...   FATOŞ BALI  ... Devamı

SEVEN İNSAN (FATOŞ BALI)

2008-04-04 00:36:00

    SEVEN İNSAN   Acı çekmeyi bilir Seven insan. Çakır gözlü, afacan Çocuk sesiyle sevmiştir. Nakarat arzulardan uzakta Her şeyi vardır ama Hiçbir şey olmaması için Bu da yetmemiştir.   Acı çekmeyi bilir anca Seven insan. Çünkü sevgiyi Eksik tanımlamalardan Öğrenmiştir. Değiştirip değiştirip adını Yine acısını sevmiştir.   Sığındığı mazide, Zehirli çiçekler Bitmiştir artık. İki adım öteden Zakkum kokulu ceketini Sırtlamış Muhbirin sesi gelir.   Tek bacağı sakat olsa da Arkası sağlam bir hüzün İliştirip yakasına, Paramparça aynalardan Kusursuz görüntüsünü Giyinmiştir.   Acı çekmeyi bilir Seven insan. Sever ama Nasıl seveceğini Öğrenememiştir.   FATOŞ BALI  ... Devamı

SİYAH (FATOŞ BALI)

2008-03-31 17:07:00

  SİYAH   Aniden durdum Elimde yüzüm, Gözlerimin ardında. Hareketsizdim… Siyahtı her yer. Kelimeler yoktu, ses yoktu; Sadece sezdiğim, hissettiğim Her şeyi anlatan Tuhaf bir dili vardı.   Siyahtı her yer… Islak Ve üşümüş Ve satır satırdı kollarım Ama bedenim yoktu… Tüm renkler saklanmış Siyahın altında.   Neremde olduğunu Tam olarak bilemediğim Yaram… Sessiz sessiz kanıyordu Benim önemsiz, Sömürülmüş yaram Yine kanıyordu… Her defasında tazeleniyordu     İlk kez vurulmuşum gibi.   Ve siyahtı her yer… Simsiyah… Adım örselenmiş, Yüzüm elimde. Nefes nefese ellerim , Ellerim dizlerimde… Duvarlar vardı; Gözlerimin bilmediği duvarlar Her yerde…   FATOŞ BALI  ... Devamı

YANIK KOKUSU (FATOŞ BALI)

2008-03-25 16:55:00

YANIK KOKUSU   Göğü Avuç avuç içip, Çocuk gözlerimle Sana dokunur gibi Çoğalarak bakacağım Uzaktan. Şefkatim Anne olacak, Ellerim kadın...   Kanatlarından Yanık kokusu gelecek Kimi zaman. Yaşamı kucaklayabilmek için Defalarca Defalarca ölüp, Dirileceksin.   Ve alnında yıldızlarla Bir gece; Anlamak adına kazandığın Zaferlerin ardından, Kahraman olarak döneceksin...   Bırakarak avuçlarıma Beni büyütmek için Söylediğin masalları, Saçlarımın kıvrımlarından Meleklere sesleneceksin...   … … …   FATOŞ BALI  ... Devamı

ATEŞ MAVİSİ (ÖMER xeo)

2008-03-23 12:57:00

  ATEŞ MAVİSİ   Mum ışığında Küçük bir kız çocuğu gibi İçindeki aynaları kırarak Ve bir yılan gibi kıvrılarak kendi içinde Onu düşünüyorsun   Ayakların çocuk olsa Ağzında karanfil Sokak sokak dövüşsen Kim bilir Belki bulacaksın onu   Dilinin ucunda bir dünya Sol göğsünde düş ağaçları Dokunsan yırtılacak gökyüzü   Mum ışığında sen Uzun soluklu duvarların içinden Bir çığ gibi yürüyerek Önünde ateş mavisi gece Nefes nefese Ölmek istiyorsun   Dışarıda kan bahçeleri İki elma masanın üzerinde Yaranı temizliyor Tanrı   Ve ben seni düşünüyorum   ÖMER xeo  ... Devamı

SENİ DÜŞÜNÜYORUM (FATOŞ BALI)

2008-03-23 12:42:00

  SENİ DÜŞÜNÜYORUM   Hiç yazılmamış bir kitapta Karşılaştık seninle. Olmadığın kadar gerçektin, Hiç tanımadığın renkleri Taşıyordun yüzünde.   Çizgilerin vardı; Çoktular Ve ince... Sonsuzluk sıçramış, Haklı bir hüzün birikmiş İçlerinde. İtiraflarına, Beklemenin sarhoşluğu karışmış. Yüzünün öntakısı Düşmüş yere.   Hiç yazılmamış bir kitapta Karşılaştık seninle. Nereden bulaştığını bilemediğim; Yolu duvarlardan geçen Eski bir hastalık Ve boyumca düşlerim vardı Elimde.   Her adımım Bir önceki adımımı yakıyor, Ve ben seni düşünüyorum… Soyunup; Kelimelerini giyiniyorum Günahlarımın yerine...   FATOŞ BALI... Devamı

OMURGA (FATOŞ BALI)

2008-03-21 23:30:00
OMURGA (FATOŞ BALI) |  görsel 1

  OMURGA   Gecenin uykusunu kaçırdı; Düşümden düşürdüğüm Birkaç ıslak kelime.   Işığım sönmemişti henüz; Ve… Aşınmış bir ruhun Omurgası gibi, Beliriverdi Umut…   Gözlerime karıştı, Dağların kendiliğinden varolan O çoklukları...   Çıplaktı Ve yeşil. Dağlar nefes nefese Düşümden uyandı.   Dirildi her tanemde, Dirildi çiçek kokuları…   FATOŞ BALI... Devamı

YOL BİTTİ (ÖMER)

2008-03-20 20:32:00
YOL BİTTİ (ÖMER) |  görsel 1

  YOL BİTTİ   Yaşadığım hayatın nesnesi olmadığım kadar, kendime ait bir nesne de değilim. “Ben” bana dar, “ben” bana ölü, “ben” bana ses olduğum ölçüde “ben” benden bir mısra da değilim.   Yaşadığım her an dün - bugün - yarın dairesinde bir nokta.. Sokaklara dökülmüş ayaklarımın, hiç biri değilim ben. Aklımın terli yüzü.. Kalbim kırk fırın içerir, ekmeğim yok..   Kim bu adam? Ne çok sordular beni; sana, ona, diğerlerine.. Çok değildim oysa.. Olsa olsa hırpani bir gül delisi..   Yanıldığım kadar güzel yaşadım, bu bir.. İki.. Yanılmadığım ölçüde öğrendim kendimin ben olmadığını.. Yollar yürüdüm.. Yollar yürüdü.. Gül perileri kıkır kıkır, eflatun bir sır cebimde, yürüdüğüm kadardım ya da yoldum öldüğüm kadar.. Öğrenilmedim..   Ezberlenmiş hayatlardı onlarınki. Dün - bugün - yarın üçlemini kavrayamadıkları ölçüde, zamanın ne olmadığını da bilemezlerdi. Nasıl anlatabilirdim zamansızlığın “ben” ini ?..   Çaresiz, içimde bir yılan kıvrıldı, genç ve ölü.. Isırılmıştım belki.. Zehirliydim.. Kötüydüm.. Öfkesi çağların ötesinden duyulan bir ses doğurdum..   Kulağının kuyruğu kimin cebindedir? Kulakları şişman, dinleyici.. Okudukların, anlam duvarlarını, dölsüz kelimelerini, seni ve yandaşlarını yok etmek amacıyla akli bir ilhamla yaratıldı. Sen, cebindeki paranın karşılığı olan.. Sen, ezberlenmiş hayatının uşağı.. Kelimelerin nesnesi sen.. Senin şiirinde kusmuk baldır; dışkı, şifalı..   Gençliğin göz pınarları deli.. Kemik kemik kudurmuş ihtiyar sesin... Sen sandığın şeysin.. Sandığın şey sen değilsin ama..   Yol bitti.. Yürümeye devam…   ÖMER xeo  ... Devamı

ÖLÜMCÜL (FATOŞ BALI)

2008-03-19 23:54:00
ÖLÜMCÜL (FATOŞ BALI) |  görsel 1

  ÖLÜMCÜL   Anlattığı şey yitirilmiş Bir zemin Durduğum yer.   Baktım, Bir daha baktım. Adlandıramadım... Bulanık, Ve arasında bir şeylerin... Değeri yok.   Hastalık bulaşıcı; Yüzüme sıçrayan biçimi, Dilsiz… Bedense çoktan kuşatılmış.   Önümde Ya da arkamda kalmış, Çırpınan sözümün Asil, Şifalı etkisi.   Yabancılaşmış sesim... Karşılığı yok.   FATOŞ BALI  ... Devamı