İNSAN VE DENİZ (Charles BAUDELAIRE)

2008-02-01 18:12:00

  Sen, hür adam, seveceksin denizi her zaman;Deniz aynandır senin, kendini seyredersinBakarken, akıp giden dalgaların ardından.Sen de o kadar acı bir girdaba benzersin.   İNSAN VE DENİZ   Sen, hür adam, seveceksin denizi her zaman; Deniz aynandır senin, kendini seyredersin Bakarken, akıp giden dalgaların ardından. Sen de o kadar acı bir girdaba benzersin.   Haz duyarsın sulardaki aksine dalmaktan; Gözlerinden, kollarından öpersin; ve kalbin Kendi derdini duyup avunur çoğu zaman, O azgın, o vahşi haykırışında denizin.   Kendi âleminizdesinizdir ikiniz de. Kimse bilmez, ey ruh, uçurumlarını senin; Sırlarınız daima, daima içinizde; Ey deniz, nerde senin o iç hazinelerin?   Ama işte gene de binlerce yıldan beri Cenkleşir durursunuz, duymadan acı, keder; Ne kadar seversiniz çırpınmayı, ölmeyi, Ey hırslarına gem vurulamayan kardeşler!              Charles  BAUDELAIRE  Çeviri: Orhan Veli KANIK... Devamı

UZAĞIMDAYKEN TUTKUMSUN (FATOŞ BALI)

2008-01-31 20:47:00

  UZAĞIMDAYKEN TUTKUMSUN   Uzağımdayken tutkumsun sen Sana dokunamadığım anlarda Bir seviyorum ki seni Ölüversem kabulüm o an Öyle muhteşemsin ki Cisimleşmediğin sürece Bırak farkın olsun içimi tüten sigaramdan   Gelirsen eğer Göreceğim seni İnsan boyutunu alacaksın Öylece duracaksın karşımda Sonra dokunabileceğim sana Hayatın bütün hainliğini Kendi vücudumda hissedeceğim Ve duyacağım sesini Anlamını yitirmiş kelimelerini Sağır olacağım sen konuştukça   Dönme istemiyorum Ben Senin bana yettiğin kadarını Zaten sevebiliyorum   FATOŞ BALI  ... Devamı

ADIMI AŞK İLE OKUMALISIN (FATOŞ BALI)

2008-01-29 21:27:00

  ADIMI AŞK İLE OKUMALISIN Mavilerde aramalısın beni En yoksul dalgaların Müjdelerle dolu avuçlarında Göğün en tutkulu En çıplak En uzak yalnızlığında   Acı çekmeyi sevmelisin Işıkları yakılıp ta O davet  duyulduğunda Nefes nefese kalmalısın Sana ıstırap vermeli Beni hatırlamak   Beni duymalısın Umutsuzluk içinde değil Daha bir coşkulu olmalı Adımı aşk ile okumalısın Sana güç vermeli Beni aramak   Mavilerde aramalısın beni Yeşillere sormalısın Can çekişiyor olsan bile Sonsuz huzur olmalı derinlerinde Zaman durmalı Beni hissetmelisin sadece   FATOŞ BALI... Devamı

İHANET (FATOŞ BALI)

2008-01-26 08:49:00

  İHANETLE NAKIŞLI YOLLAR   Kenarları ihanetle nakışlı yollar Sessizce yürüyor yanımda Buz kesen bir sessizlik pusulanmış Kimsesiz bu şark ayazında   Adı konmamış daha Ne arayışların Ne de varışların Doğduğum şehri Ele geçirmişler çoktan Özünü çalmışlar yolculukların   Anladım ki Bu yol benim yolum değil Etimi çürüten bir kayboluş bu Bu yolculukta Hiçbir yürek ses vermedi çağrılarıma Aranızda en iyi susmayı öğreniyor  insan Yüreğim unutulan bir dilde çığlık çığlığa   FATOŞ BALI... Devamı

ACIYOR (TURGUT UYAR)

2008-01-23 19:42:00

"sevgim acıyor kimi sevsem kim beni sevse" ACIYOR   Mutsuzluktan söz etmek istiyorum Dikey ve yatay mutsuzluktan Mükemmel mutsuzluğundan insan soyunun Sevgim acıyor   Biz giz dolu bir şey yaşadık Onlarda orada yaşadılar Bir dağın çarpıklığını Bir sevinç sanarak   En başta mutsuzluk elbet Kasaba meyhanesi gibi Kahkahası gün ışığına vurup ta Öteden beri yansımayan Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi Öbürünün bir kadından aldığı verem Bütün iş hanlarının tarihçesi Sevgim acıyor   Yazık sevgime diyor birisi Güzel gözlü bir çocuğun bile O kadar korunmuş bir yazı yoktu Ne denmelidir bilemiyorum Sevgim acıyor Gemiler gene gelip gidiyor Dağlar kararıp aydınlanacaklar Ve o kadar   Tavrım birçok şeyi bulup coşmaktır Sonbahar geldi hüzün İlkbahar geldi kara hüzün Ey en akıllı kişisi dünyanın Bazen yaz ortasında gündüzün Sevgim acıyor Kimi sevsem Kim beni sevse   Eylül toparlandı gitti işte Ekim filanda gider bu gidişle Tarihe gömülen koca koca atlar Tarihe gömülür o kadar   TURGUT UYAR  ... Devamı

SEBEP ARAYAN YÜZLER (FATOŞ BALI)

2008-01-23 09:34:00

SEBEP ARAYAN YÜZLER   Etrafımda Bakışlarımda sebep arayan yüzler var Yersiz yargılar söz sahibi Kuruntulardan örülü Bu örümcek ağında   Susmak suç Ve Duymak istediklerini söylemedikçe Konuşmak suç Haklı olmak zor Çok zor   FATOŞ BALI... Devamı

SUSMAK (ÖZDEMİR ASAF)

2008-01-21 23:13:00

Susmak   Bir insan olsunOlsun da buradaBir insan olsunOradaNerede olursa olsunBir insanGitse olsun, kalsa olsunGiderse olan, gitmezse duranAranır bir insan bir insanıArar bir insanı bir insanSöylenemiyor çok şeySusmadan.......   ÖZDEMİR ASAF Devamı

İKARUS (MİTOLOJİK HİKAYELER)

2008-01-19 17:15:00

  İKARUS    Daidalos ilk tanrı heykellerini yapan heykeltıraş imiş. Sadece heykeltıraşlıkta değil, diğer becerilerde de ön sıralardaymış. Çeşitli marangoz aletlerini icat etmesi yanında , denizde sadece kürek kullanılırken, onun yelkenle denizlerde daha hızlı ilerlemesi şöhretine şöhret katmış. O sıralarda yeğeni Talos meslek öğrensin diye çırak olarak yanına verilmiş. Gel zaman git zaman Talos da en az dayısı Daidalos kadar mesleğinde ilerlemiş. Bir gün kırda dolaşırken bulduğu yılan çenesini marangozluk aleti olarak kullanmayı tasarlamış. Bu doğal aleti daha da geliştirerek, testereyi icat etmiş. Bu aletin keşfi, “boynuzun kulağı geçmesi” gibi onun dayısını bu sanatta geri bırakmasına yol açmış. Bu duruma tahammül edemeyen Daidalos, yeğenini Akropolden aşağıya atarak öldürmüş. Daidalos sürgün ile cezalandırılmış. Bunun üzerine Girit’e gönderilmiş.    Girit kralı Minos, Daidalos’un yaptığı enfes sanat eserlerinden etkilenmiş , onu himayesine almış. O dönemlerde üst yarısı öküz, alt yarısı insan şeklinde olan Minotauros adlı bir yaratık bu diyara gelmiş. Bu yaratık pek çok can ve mal zararına yol açmış. Ancak kimse bu yaratığı hapsedecek bir zindan yapamamış. Daidalos öyle bir labirent inşa etmiş ki, Minotauros bu labirentten çıkamamış. Bu yaratığa yem olarak, savaşçı Theseus adlı bir delikanlı gönderilmiş. Bu gence kralın güzel kızı gönül vermiş. Bu yiğit delikanlı Daidalos’un da yardımı ile yaratığı öldürür ve krallın kızı ile birlikte Girit adasından kaçarlar. Bunu öğrenen kral Minos çok öfkelenerek, Daidalos’u hapsettirmiş.   Daidalos’un Girit’te bulunduğu sıralarda bir çocuğu olmuş. Bu çocuğun adı “İKARUS” imiş. Daidalos oğlu İKARUS ile birlikte buradan tek çıkış çarelerinin havayolu olduğunu düşünmüş ve kuşların pencere önüne bıraktığı  tüylerden her ikisi için de geniş kanatlar yapmış. Bu sırada oğlu İKARUS’a “çok yükseklere çıkma, yoksa kan... Devamı

GÖZLERİNE BAKARKEN ( NAZIM HİKMET RAN )

2008-01-18 13:02:00

GÖZLERİNE BAKARKEN   Gözlerine bakarken Güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma, Bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde Kayboluyorum... Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum, Durup dinlenmeden değişen ebedi madde gibi gözlerin: Sırrını her gün bir parça veren Fakat hiç bir zaman Büsbütün teslim olmayacak olan...   NAZIM HİKMET RAN Devamı

GÖZLERİNLE DEMLEDİM (FATOŞ BALI, FATMA KARAKAŞ)

2008-01-11 08:52:00

GÖZLERİNLE DEMLEDİM   Sensin Tuvaldeki yüzümün yarısı. Yılların değiştiremediği çizgilerin, Yüzümde asılı kaldı… Kimseye emanet etmedim; Edemedim… Ardından dudaklarımın rengini. Gözlerinle demledim, Gözlerimi.   Sanki Şimdi gözlerin benim gibi bakıyor. Yılların rengini tuvalde arıyor. Kim bilir? Yüreğin benimki kadar acıyordur da; Yüzünün yarısı Burada… Benimle ağlıyor.   FATOŞ BALI, FATMA KARAKAŞ  ... Devamı

VEDA (FATOŞ BALI)

2008-01-09 20:35:00

VEDA   Gün gelir; Ve bir pencere aralanır. Bunca yıl saklandığın Karnaval renkli düşlerine. Dur… Yürüme; Dur… Mantık kırıkları var yerlerde. Demiştim der… Ve keser. Hele hazır değilsen yüzleşmeye.   FATOŞ BALI... Devamı

SORU (FATOŞ BALI)

2008-01-05 11:20:00

SORU   Unutmak isteyen biri neden ısrarla hatırlamayı seçer? Kendine dönme vakti gelmişken artık, neden bu korkutur ve bir türlü doğru yol göze görünmez? İçimizdeki umut,  şu kahrolası umut; ufacık bir ışıkta kök vermeye hazır bekler.   Düşündükçe bağıra bağıra batıyor insan kendi cehennemine. Öğrenmek, pişmanlığı besliyor. Pişmanlık yaşanan için mi, yaşanmamış olanın peşinde mi? Beyninin içinde zaman duruyor. Ve insan hep kendini suçluyor. Acıyor, sadece acıyor. Kendine acıyor, acıdıkça canını acıtıyor. Geri dönüş yok biliyor (evet biliyorum) ama anlamak zorlaşıyor.   Unutmak neden bu kadar zor?  Bu kadar sağır, bu kadar dilsiz, dengesiz… Ve hep şüpheci; gözlerimize suçlayarak bakıyor. Sizin canınız yanarken, karşınıza geçip gülüyor. Siz ufaldıkça o güçleniyor.   Bir boşluğu giyiniyor insan. Renklerin birbirine karıştığı, hiç anlamadığı ve anlaşılamadığı bir boşluğu… Unutmayı istedikleri dışında her şeyi unutarak giyiniyor. Daha da ağırlaşıyor… Çaresizliğin o amansız kokusu her yanına bulaşıyor. Yolları düşünüyor ama uzaklaştığı hep kendisi oluyor.   FATOŞ BALI... Devamı

OĞULLARI ÖLEN ANALARA TÜRKÜ (PABLO NERUDA)

2008-01-04 17:52:00

OĞULLARI ÖLEN ANALARA TÜRKÜ   Onlar ölmediler yok, Ateş Fitilleri gibi: Dimdik ayakta, Barut ortasındalar!   Karıştı, Bakır tenli Çayır çimene, Karıştı, O canım hayalleri: Zırhlı bir Rüzgâr, Perdesi gibi; Bir set gibi: Kızgın çehreli, Göğüs gibi: Göğün görünmez göğsü gibi!   Analar, onlar ayakta Buğday İçindeler, onlar, Yücelerden yüce dururlar: Dünyayı doruktan seyreden,   Bir öğle güneşi gibi. Bir çan darbeleri gibi, Onlar. Ölmüş Gövdeler arasında, Zaferi çekiçleyen bir ses gibi Onlar, Kara bir Ses gibi. Ey can evinden vurulmuş, Toz duman olmuş bacılar! İnanın Oğullarınıza. Kök oldu onlar, Sade kök: Kan suratlı, Taşlar Altında. Karışmadı toprağa, Dağılmış kemikçikleri. Ağızları ısırır Hala, Kuru barutu; Ve demir bir okyanus gibi, Titreşirler hâlâ.   Ben ölmedim, der, Yumrukları; Yukarı kalkık yumrukları, Daha.     Bunca yere düşmüşlerden, Yenilmez bir hayat doğar: Bir tek beden Olur, Analar, bayraklar, çocuklar, Hayat gibi canlı tek bir beden;   Bir yüz bekler karanlıkları, Ölü gözleriyle, Kılıcı dopdolu, Dünya ümitlerinden. Dursun, Dursun yas esvaplarınız.   Yığın derleyin, Gözyaşlarınızı; Bir metal oluncaya kadar:   Bununla vuracağız, Gündüz gece; Bununla çiğneyeceğiz, Gündüz Gece; Bununla tüküreceğiz Gündüz gece Kin kapılarını, Kırıncaya Kadar.   Oğullarınızı bilirdim, Unutmadım acılarınızı. Ölümleriyle Nasıl kıvandıysam, Hayatlarıyla da öyleyimdir. Onların gülüşleridir:   Karanlık atölyeleri ışıtan. Her gün metroda, yanı başımda: Onların Ayak sesleridir, Çın çın. Akdeniz portakallarında, Güney ağları İçinde; Yapılarda, Basımevi mürekkeplerinde; Kalplerini tutuşur Gördüm onların, Güçle, yangınla.   Ben de sizler gibiyim, analar.   Benim kalbim de yas dolu, ölüm dolu. Gülüşlerinizi öldüren kanla,   Serpilip gelişmiş; Bir orman gibidir kalbim. Günlerin kahredici Y... Devamı

BU-GÜN (FATOŞ BALI)

2008-01-02 17:27:00
BU-GÜN (FATOŞ BALI) |  görsel 1

  Bu-gün   Ben her seferinde adını, Umut koyarım; O benim çocukluğumu boğar. Kulaklarımda taş plak cızırtısı, Boğazıma batar efkâr.   Dün… Bir soluk şimdi; Tadından tanıdığım. Hanımeli kokulu göğsüne, Başımı yasladığım.   Bu-gün saklandım, İçi boşalmış Yaşlı bir çınar gölgesinde. Çocuk olmayı hatırladım Kendimi sularken Eski mahalle çeşmesinde.   Dün… Bir çocuk şimdi, Gözlerinde yaşlandığım. Düşünce aklıma Kartpostal hatıralarım.   Ben her seferinde adını, Umut koyarım; O benim çocukluğumu boğar. Kulaklarımda taş plak cızırtısı, Boğazıma batar efkâr.   FATOŞ BALI    ... Devamı

BİR İNTİHAR AKŞAMI ÜSTÜNE SÖYLENTİ (TURGUT UYAR)

2007-12-29 18:37:00

  BİR İNTİHAR AKŞAMI ÜSTÜNE SÖYLENTİ     Kısacık yoğun bir akşam herkesin yüzünün bir anıya karıştığı Yoğun bir akşam Bana bir memur gibi davrandılar hastanelerde Ve bir intihar üstüne söylenti Bütün kıyıları dolaştı durdu Kısacık bir akşam   Kısacık serin bir akşam Kelebeklerin atlarla yarıştığı Yoğun bir akşam Bazı mektuplar damgalandı postanelerde Oturuldu bir takım şarkılar söylendi Bir adam bir kadının kapısını vurdu Kısacık bir akşam   Neyi söylesem bir kahramanlıktı İçinde azıcık buluştuğumuz Bir bulutla bir kâğıt peçete arasında Kısacık yoğun bir akşam Şaşırdım hüznümü nerelere bıraksam Bir yanda kasıklarımın sarsılmaz gücü ve Kısacık yoğun bir akşam   Her şey bir unutkanlıktı Arada bir deliler gibi kavuştuğumuz Tüfekle vurulmuş bir parsın yarasında Kısacık yoğun bir akşam Biliyordum bir soğuktu nereye varsam Bir yanımda bir el bir yanda vazgeçilmez bir sancı ve Kısacık yoğun bir akşam.   Kim karıştırdı gerçekliğine Yaşadığım sonsuzluğun Ve oturuldu bir takım şeyler söylendi İmla kurallarıyla mutsuzluk üstüne Kısacık bir akşam Duraladım ne yapsam   Kim karıştırdı gerçekliğine Su terazilerindeki ensizliğin Ve fotoğraflar çekildi ben çıkmadım herkes eğlendi Araba vapurlarıyla denizsizlik üstüne Kısacık bir akşam O kadar kısa ki bir akşam   Yüzümü suyun ardında buldum Kıyılar bu yüzdendir öyle dediler Kısacık yoğun bir akşam Serin bir akşam öyle söylediler...   TURGUT UYAR  ... Devamı

BİR KIYI KAHVESİNDE (İLHAN BERK)

2007-12-28 13:03:00

BİR KIYI KAHVESİNDE   Gün ağmıştı. Adaçaylarımızı söylemiş miydik? Üç kişi bir köşede oturmuş ağ yamıyordu. Kimimiz aznif oynuyor, cıgara üstüne cıgara yakıyordu kimimiz. Sanki dünya durmuştu öyle dalmış gitmiştik. Kendi kendimizdik. Bir sürü kırlangıç dışarıda camlara vuruyordu. Birden bir ses, yüzüne karışmış bıyıkları, —Deniz çekildi, dedi. Hepimize tutup denizde gezdirdiği gözlerini. Büyük bir boşluk bırakıp sonra da arkasında Kalktı.             Biz işte o zaman gördük onu ve çekilen denizi.             O zaman çıktık kendimizden.   Dışarıda bir dilim ekmek gibiydi gök.                                                   Delta ve Çocuk   İLHAN BERK  ... Devamı

BEN UYANDIM BİR AŞK DEMEKTİ BU DÜNYADA (İLHAN BERK)

2007-12-28 00:52:00

  BEN UYANDIM BİR AŞK DEMEKTİ BU DÜNYADA   (Rondo)   Ben uyandım bir aşk demekti bu dünyada —Sesin, bir gülü bırakmak gibi bir şeydi. Karaydım, kâğıt gibiydim yaşamalarda Adım görseniz her gün o denizlerdeydi Bin yıl bir M sesiydim aşağı Mısır'da.   Ben vurdum sevilere belli değil miydi? Bin yıl seni açtım işte yalnızlığımda. Ne zaman aydınlığında adım geçti miydi?             Bir aşk demekti bu dünyada.   Bir zamanlar yalnızlık güzeldi Mısır'da Seninle yepyeni bir göktü gidilirdi Baktım mı, büyürdü bir zambaktı anımda Şimdi bir gölgedir uzar ovalarımda Böyle uyanırdım ya uyanmak değildi             Bir aşk demekti bu dünyada.                                                   Çivi Yazısı   İLHAN BERK  ... Devamı

GECE BENİM İÇİMDE (FATOŞ BALI)

2007-10-19 12:31:00

GECE BENİM İÇİMDE   Yüreğime vuruldu Gecenin içinden bir manzara Gördüklerim benim desenlerim Benim çizdiğim bir dünya   Dilimde Gecenin renginde şiirler Bu gece Düşlerimin renginde bir gece   Dolanıp duruyorum Gecenin içinde Yoksa gece mi yumaklandı Benim içimde   Ben gecenin içindeyim Gece benim içimde   Sebep hüznüm mü? Dilimdeki geceye Yoksa gece mi? Bu hüznü giydiren üstüme   FATOŞ BALI... Devamı

İSYANI BENİM YERİME (FATOŞ BALI)

2007-10-19 12:11:00

İSYANI BENİM YERİME   Üstüme üstüme Derdimin üstüne Damla damla Yok hiç maske İçine beni çekiyor Giriyor içime içime Duyuyorum Benim yerime ağlıyor Biliyorum İsyanı benim yerime   FATOŞ BALI                       ... Devamı

ATHENA (MİTOLOJİK HİKAYELER)

2007-12-24 16:23:00

ATHENA   Zeus Merkür gezegeninin koruyucusu olan ve "danışman” olarak bilinen bilgelik ve us tanrıçası güzel Metis’e âşık olur ve O’nu kandırarak beraber olmayı başarır. Gaia bu ilişkiden hamile kalan Metis için büyük oğlu Zeus’a şöyle der: Metis’in ilk doğacak çocuğu kız olacak ancak, Titanlar Metis’e yaşama hakkı tanırsa zaman içinde Zeus’un yerini alabilecek bir erkek evlat verebilecektir. Bu yüzden onu yok etmelisin.   Ve efsaneye göre Baş Tanrı Zeus Metis'i yutmuş, yani kendi içine atmış ve onu kendisinin bir parçası yapmış.  Akıllı ve Zeki Zeus Metis'i uzun süre kafasının içinde taşımış. Zeus bir gün Libya’daki Triton gölü kıyısında yürürken kuvvetli bir baş ağrısına yakalanır. Demir ve ateş tanrısı Hephaistos'u çağırır.   "Hephaistos" dedi. Başım çatlayacakmış gibi ağrıyor, artık dayanamıyorum. Alnıma hızla keskin baltanı vur. Korkma sen emrimi yerine getir, ben başıma ne geleceğinin biliyorum.   Hephaistos Baş Tanrıya karşı gelmeye cesaret edemedi ve baltasını Zeus'un alnına indirdi. O anda yarılan yerden zafer çığlıkları atan güzel bir kız çıktı ve dans etmeye başladı. Tepeden tırnağa kadar silahlı idi. Başında altın bir miğfer kıvılcımlar saçıyordu. Parlak bir zırh bütün vücudunu kaplamıştı. Elinde ise yepyeni bir mızrağı sallıyordu. Bu hali gören bütün ölmezler hayret ettiler, şaşırdılar. Güneş bile onu görüce ne yapacağını unuttu, atlarının dizginlerini çekti, arabasını göğün boşluğunda bekletti. Büyük Olympos dağı bu yeni Tanrıça'nın doğuşu ile sarsıldı. Toprak'tan müthiş bir gürültü çıktı. Denizler kabarmaya dalgalar coşmaya başladı.   ATHENA silahlarıyla birlikte Zeus'un başından çıkmıştır. Bu nedenle Zeus'un kişileşmiş aklı olarak da kabul edilir. Zeus'un kızları arasında en çok ATHENA 'yı sevdiği bu nedenle kalkanını ve öldürücü şimşeğini yalnız onun taşımasına izin verdiği söylenir.   İlk şiirlerde ve İlyada... Devamı

YOLCULUK (FATOŞ BALI)

2007-12-22 17:47:00

         YOLCULUK  Kadın son kez dokundu; Ve bıraktı adamın avuçlarına Bakmalarından bir hatıra. Şimdi adamın avuçları Yemyeşil ağlıyordu, Yaşananlar parmaklarının arasından süzülüyordu adeta. Sadece bu yetmezdi kadına; Gözlerini de bırakmalıydı, Kendini sığdırabilmeliydi avuçlarına. _... _... Kalamaz mıydı? _... ­_... Kalamazdı… Gitmek vardı yolunda Gözlerini de alıp gitmek.   Aşk sadece iliştirilmiş miydi?... Bu yolculuğun başkaldırışlarına. Vaktinden öncesi miydi?… Sonrası mı yoksa?... Aşk hangisi içindi? … Aşk ne içindi?…   Düşleri beslenecek şimdi, Yaşanmışın anlamıyla. Bakmalarının rengi olacak gözleri, Anılarında… _... _... Ve kadın… Yola koyuldu ödünç adımlarıyla.   Zamansız olmuştu karşılaşmaları Çünkü Birbirleri için değildi yolculukları…   FATOŞ BALI  ... Devamı

MEDUSA EFSANESİ, PEGASUS, BELLEROPHON (MİTOLOJİK HİKAYELER)

2007-12-18 16:56:00

Medusa Efsanesi   Medusa, yaşamına çok güzel bir genç kız olarak başlamıştır. O kadar güzeldir ki tanrıçaların kıskançlığını üzerinde toplamış, tanrıları da peşinde koşturmuştur. Tanrıça Athena ( Zeus’un en çok sevdiği kızı) onu çok kıskanmaktadır özellikle. Denizlerin tanrısı Poseidon ise MEDUSA’ya hayrandır. Başı öylesine dönmüştür ki bir gün Athena’nın tapınağında Medusa’ya zorla sahip olur.   Bu durumu kendisi için aşağılayıcı bulan Athena, MEDUSA’yı gorgon yaparak cezalandırır. Çok çirkinleşmiş, saçları yılana dönüşmüştür, yüzüne bakanlar taş kesilmektedir. Medusa insan olduğu için ölümlüdür. Gorgon yapma cezasını az bulur Athena ve Perseus’la iş birliği yaparak Medusa’nın başını kestirir. Başı kesildiği anda Medusa’nın Poseidon’dan olma çocukları Pegasus ve Chrysar gövdesinden dışarı fırlarlar. Medusa’dan sıçrayan kandamlaları Libya çöllerine düşer ve birer yılana dönüşürler.   Perseus, Medusa’nın kesik kafasını alır gider. Athena ise Medusa’nın derisini yüzüp Aegis’in markası yapar. İki damla kanını kral Erichthonius’a hediye eder. Bu iki damla kandan biri öldürücü zehirdir, diğeri ise panzehirdir, tüm hastalıklara deva olmaktadır. PEGASUS   PEGASUS Yunan mitolojisi'nde kanatlı at. Deniz tanrısı Poseidon ile yılan saçlı Gorgon Medusa'nın oğlu ve dev Chrysaor'un kardeşi olduğuna inanılır. Perseus tarafından kafası kesilerek öldürülen Medusa'nın kafasından ya da toprağa sıçrayan kanlarından doğduğu gibi iki değişik söylence bulunur. Rengi tamamen beyazdır ve uçmasına olanak veren iki büyük kanadı vardır. Uçarken havada koşuyormuş gibi görünür. PEGASUS doğar doğmaz yeryüzünden ayrılmış ve tanrıların diyarına uçmuştur. Zeus'a yıldırımları getirme görevini üstlenmiştir. Helicon Dağında bulunan ve Musalara (yunan mitolojisinde sanatın ve sanatçının koruyucusu olan dokuz kız kardeş) ilham verdiği sanılan Hippocrene pın... Devamı

ÇAKIL (BEDRİ RAHMİ EYÜPOĞLU)

2007-12-17 17:14:00

ÇAKIL Seni düşünürkenBir çakıl taşı ısınır içimdeBir kuş gelir yüreğimin ucuna konarBir gelincik açılır ansızınBir gelincik sinsi sinsi kanarSeni düşünürkenBir erik ağacı tepeden tırnağa donanırDeliler gibi dönmeğe başlarDöndükçe yumak yumak çözülürÇözüldükçe ufalır küçülürÇekirdeği henüz süt bağlamışMasmavi bir erik kesilir ağzımdaDokundukça yanar dudaklarımSeni düşünürkenBir çakıl taşı ısınır içimde.BEDİ RAHMİ EYÜBOĞLU Devamı

ARKADAŞ DÖKÜMÜ (BEDİ RAHMİ EYÜBOĞLU)

2007-12-17 16:56:00

ARKADAŞ DÖKÜMÜ   Evvela dişlerimiz döküldü Sonra saçlarımız Arkasından birer birer arkadaşlarımız Şu canım dünyanın orta yerinde Yalnız başına yapayalnız Kırılmış kolumuz, kanadımız Tatlı canımızdan usanmışız Bir şüphedir sarmış yüreğimizi Ya kendini aldatıyor demişiz ya bizi Bir şüphedir demir atmış ciğerimize Pamuk ipliği ile bağlamışlar bizi Düğüm üstüne düğüm şöyle dursun Bir çalım bir kurum hepimizde Nereden inceyse oradan kopsun Bu canım dünyanın orta yerinde Hayvanlar kadar bağlanamamışız birbirimize Yalan mı? Gözünü sevdiğim karıncalar İşte: Hamsiler sürü sürü Arılar bölük bölük geçer Leylekler tabur tabur Ya bizler? Eşref-i mahlûkat! .. Boğazımıza kadar kendi murdar karanlığımıza gömülmüşüz Bizler bölük bölük, bizler tabur tabur Bizler sürü sepet Yalnız birbirimizi öldürmüşüzBEDİ RAHMİ EYÜBOĞLU Devamı

ALEVİN GÖRKEMİ (FATOŞ BALI)

2007-12-14 23:37:00

           ALEVİN GÖRKEMİ              Yağmur sonrası Özgürlüğünü giyinmiş solucanlar Kıvrıla kıvrıla Benden geri alıyorlardı emaneti Oysa Ezberden ölmek ne kolay geliyordu   Yaşamış olmak mıydı Bu ölümün sebebi Yoksa Alevin görkemine Sebep olsun diye mi yaşamıştık   İnsandım sadece Hep uzağımdaydı Sıcaklığını algılayamadığım güneş Ve bir tek Tutarsız hazlarım vardı elimde Bir türlü rengimi bulamadım Bu belirsizlik içinde   Salyangozlar bedenimi süslemiş Feryadımla yer gök inliyordu Her taş altında solucanlar O büyük şölene hazırlanıyordu   Evet Hesaplaşma vakti gelmişti İnsan sonunun gerçeğiydi                        Koca dünyanın gösteremediğini Bu kızıl kor mu öğretecekti   Fatoş BALI       ... Devamı

BELL... (İLHAN İREM)

2007-12-12 13:45:00

                                  Bell...   Buz çiçeklerin dökülüyor... Ve ben, Bir tohum gibi kapanmış Meyveni bekliyorum... Senin meyveni sana saklayacağım... Senin için... Ve sen. Bir ısırıkta Dünyanın en sıcak... Ve en erişilmez Yanardağı olacaksın! !   İLHAN İREM Devamı

DÜNYANIN EN TUHAF MAHLÛKU ( NAZIM HİKMET RAN )

2007-12-09 18:45:00

         DÜNYANIN EN TUHAF MAHLÛKU   Akrep gibisin kardeşim, Korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. Serçe gibisin kardeşim, Serçenin telaşı içindesin. Midye gibisin kardeşim, Midye gibi kapalı, rahat. Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim. Bir değil,            Beş değil,                       Yüz milyonlarlasın maalesef. Koyun gibisin kardeşim, Gocuklu celep kaldırınca sopasını Sürüye katılıverirsin hemen Ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye. Dünyanın en tuhaf mahlûkusun yani, Hani şu derya içre olup                             Deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf. Ve bu dünyada, bu zulüm                                     Senin sayende. Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer Ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak                       Kabahat senin,                                      — demeğe de dilim varmıyor ama —                       Kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!                   &n... Devamı

GÜZ ( NAZIM HİKMET RAN )

2007-12-09 18:21:00

GÜZ   Günler gitgide kısalıyor, yağmurlar başlamak üzere. Kapım ardına kadar açık bekledi seni. Niye böyle geç kaldın? Soframda yeşil biber, tuz, ekmek. Testimde sana sakladığım şarabı içtim yarıya kadar bir başıma seni bekleyerek. Niye böyle geç kaldın? Fakat işte ballı meyveler dallarında olgun, diri duruyor. Koparılmadan düşeceklerdi toprağa biraz daha gecikseydin eğer...   NAZIM HİKMET RAN     Devamı

BİZ (FATOŞ BALI)

2007-12-04 16:08:00

  BİZ   Bizi unuttuk Benler denize açılalı Ne bir depremdir sebebimiz Ne sel Ne de diğer afetler Bireysel kurtuluş çabalarıdır ki Toplumu yerle bir eder    FATOŞ BALI... Devamı

YENİ BİR DÜNYA (MELİH CEVDET ANDAY)

2007-12-03 09:17:00

YENİ BİR DÜNYA   Dünyada geçirdim çocukluğumu İnsanlardan eşya yaparlar Kırmızı bir orman iki boyutlu Kendi başına yağardı kar.   Gör ki, öldüğümde bilmedim, Elimde bunca sözcük kaldı. Nerde geçecek benim erginliğim Bu dünya bir daha olmalı.   Bir dünya daha olmalı, burada Bir yerde, o kadar yakın ki, Seslensem duyulacak belki, Belki başladım onu yaşamaya.   MELİH CEVDET ANDAY  ... Devamı